Ben kimim?
Varlık: adı gibi var-lık. NEOLİTİK dönemden bugüne kadar insan, hep şu soruyu sordu: HER ŞEY BİR SİMÜLASYON MU, GERÇEKLİK VAR MI, YOK MU? Bu sorulara eşlik eden septik felsefi sorular zihnimizi kemirir. Ne garip değil mi? Varlık, yalnızca bir yanılgı mı? Yoksa bir kod mu? Bir deney mi?
Varlığın oluşumuna dair soru hâlâ açık: NASIL VAR OLDUK? Darwin'den bu yana yapılan araştırmaların tamamı VARLIĞIN oluşumuna dair izah arasa da, dünyada hiçbir akademi, hiçbir bilim insanı bu sorunun tam cevabını veremiyor. Çünkü klasik bilim anlayışı, bu soruyu çözmeye yeterli değil.
VAR'lığı bilmekteyiz. Ancak denklem eksik. Denklem ne? Bu tüm mesele bu: NE? İnsan varlığının özü bir şeyi bilmek istemesiyle başlar. Yeni doğan bir bebek ilk ne der? BU NE? Korkudan doğan merak, davranışa evrilir. Ve biz hâlâ her bilinmezde donakalırız.
Mikrodan makroya her sistemin ardında aynı izah var: DNA, RNA, HÜCRE, PROTEİN, GEN, GENOM… Bilim büyüyor ama boşluk büyümeden geri kalmıyor. Tüm bu bilginin içinde bir ironi var: VAR-LIK, artık daha da BİLİNÇLENİYOR.
Bu tez, 7. kıtada çürüyor. OLUMLU doğa olaylarının aksine, bu kıta “OLUMSUZLUK” üretiyor. Hani şu kuşaktan kuşağa geçen söz:
"ESKİ-DEN..."Aslında bu, nasıl değiştiğimizin izidir. Ama hangi “eski”den? Günün x y z w p harfleriyle bozulmuşsa NE kalır geriye?
Kromozomlar eşleşir ama yeni DNA üretmez. DNA, geçmişin tekrar kodlanmış halidir. Zaman, tersine akan bir algoritma mı? NEREDE KALDIM? ATOM NEREDE? Bu soruların cevabı hala zihnimizin kıyısında yankılanıyor.
Beden değil, ZİHİN var eder!
Ve Zihin ilk kez aynaya baktığında şu soruyu sordu:
“Ben kimim?”Zihin ilk defa kendi içine dönüp kendini sorguladığında, bilinç doğdu. Zihin, ne zaman BİLİNÇ oldu? İşte insanlık tarihinin en eski, en içli ve en yalnız sorusu.
Alıntı: "Ses ve Yapay İnsan" – E.G.
Comments
Post a Comment