ZAMAN VE ONUN AÇIKLAMASI

 ZAMAN VE ONUN AÇIKLAMASI



GİRİŞ: ZAMANIN KADİM SORGUSU

“Zaman nedir?” sorusu insanlığın düşünsel tarihinin belki de en ısrarlı sorusudur.

Herakleitos’tan bu yana filozoflar ve bilim insanları zamanı açıklamaya çalışmış, fakat hiçbir tanım tümüyle tatmin edici olmamıştır.

Herakleitos: “Her şey akar.” Zaman, sürekli değişimdir.


Platon: Zaman, gökyüzündeki düzenli devinimlerin yansımasıdır.


Augustinus: “Zaman nedir? Biri sorduğunda bilmiyorum, sormadığında biliyorum.”


Kant: Zaman, zihnin kategorisidir; dış dünyadan değil, içsel bilinçten doğar.


Einstein: Zaman, mekânla birleşmiş dört boyutlu bir sürekliliktir.


Bugün ise kuantum fiziği ve nörobilim bize yeni bir bakış açısı sunuyor: Zaman, hem fiziksel hem de bilişsel bir inşadır; varlığın kendini anti’siyle birlikte kurma biçimidir.


ONTOLOJİK TEMEL: OLUŞ VE ANTI-OLUŞ

Varlık, kendi karşıtıyla birlikte belirir. Başlangıç, yalnızca bir doğum değil, aynı anda bir anti-doğumdur.

Bu nedenle zaman, bir çizgi değil; karşıtlıkların arasındaki gerilim alanıdır.

Madde ile gölge,

Şimdi ile başka bir şimdi,

Oluş ile anti-oluş.

Bir filmi tek parça izlediğimizde yalnızca neden-sonuç zincirini görürüz; fakat zincirin halkaları arasındaki boşluk, işte tam orada zamanın kendisi saklıdır.


MİKRO BOYUT: ELEKTRON VE ZAMANSIZLIK

Kuantum mekaniği, zaman anlayışımızı kökten sarsar.

Elektronun spini belirli bir geçmiş veya geleceğe bağlanmaz; yalnızca gözlemle birlikte “şimdi”de belirir.


Gözlemediğimizde yalnızca bir olasılık dalgasıdır.

Bu durum, zamanın mikro ölçekte çöktüğünü, yani bağımsız bir akışa sahip olmadığını gösterir.

Heisenberg’in belirsizlik ilkesi (1927) bunu destekler:

Konum ve momentum aynı anda kesin bilinemez. Çünkü “zaman” dediğimiz şey, ancak ölçümle var olan bir parametredir.


ENTROPİ VE ZAMAN OKU

Makro ölçekte zamanın akışı, termodinamiğin ikinci yasası ile tanımlanır: Entropi artar.

Bu, düzenin düzensizliğe yönelmesidir.

Bir yumurta yere düşüp kırılır, ama kırık yumurta kendiliğinden birleşmez.

Bu nedenle zamanın oku, hep geçmişten geleceğe doğru ilerler.

Ancak mikro ölçekte, yani kuantum dünyasında bu “ok” yoktur. Kuantum süreçleri zaman-simetriktir. İşte bu yüzden elektron spininde ya da foton etkileşimlerinde zaman “askıya alınmış” gibidir.

(Kaynak: H. Price, Time’s Arrow and Archimedes’ Point, 1996.)


BEYİN VE ALGI: TELEVİZYON MONTAJI


Zaman algımız, beynin işleyiş biçiminden doğar.

Sinirbilim bize gösteriyor ki:

Görsel uyarılar milisaniyeler içinde işlenir.

İşitsel uyarılar farklı hızlarda işlenir.

Beyin bu uyaranları senkronize etmek için montaj yapar.

Bu, bir televizyon yayını gibidir: Ses ve görüntü ayrı kaynaklardan gelir, fakat birleştirildiğinde bütünlük yanılsaması oluşur.

David Eagleman (2009) “beyin zamanı kaydetmez, inşa eder” der. Yani zaman algımız, bir montajdır; geçmişten kalma işaretler ile geleceğe dönük beklentilerin birleşimidir.


ZAMANIN İLLÜZYON TEORİLERİ

Fizikte ve felsefede zamanın illüzyon olduğunu savunan pek çok teori vardır:

Julian Barbour (1999): “Zaman yoktur; yalnızca anların dizisi vardır.”

Carlo Rovelli (2018): Zaman, termodinamik ve kuantum ilişkilerin bir türevidir, bağımsız varlığı yoktur.

Augustinus (4. yy): Geçmiş artık yoktur, gelecek henüz yoktur, yalnızca “şimdi” vardır.

Beynimiz “şimdi”yi süreklileştirmek için hafıza ve beklenti mekanizmaları üretir. Böylece zaman, bir deneyim olarak var olur.


KUANTUM ALANI VE KOZMİK GENİŞLEME

Doğa, bilgiyi sürekli işleyerek kuantum alanını genişletir.

DNA’dan fotosenteze, moleküllerden bilince kadar her dönüşüm, varlığı bilgiye çevirir.

Bu, yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda kozmik bir süreçtir:

Evren genişliyor (Hubble, 1929).

Kuantum alan da genişliyor; çünkü her bilgi işlenişinde varlığın olasılık haritası büyüyor.

Kuantum, olmuş olanın merkezi ve yeniden var edenin kaynağıdır.


SONUÇ: ZAMANIN ŞARKISI

Zaman, ne yalnızca bir ölçü ne de yalnızca bir yanılsamadır.

O, varlığın kendini anti’siyle birlikte kurduğu titreşimdir.

Elektronun spininde zamansızlık,

Entropi yasasında tek yönlülük,

Beynin montajında algısallık,

Evrenin genişlemesinde kozmik yankı…

Hepsi aynı hakikate işaret eder:

Zaman, varlığın kendi şarkısını söyleyiş biçimidir.

Ve belki de insan, zamanın kendisini değil, yalnızca evrenin melodisini duyar.


KAPANIŞ: BİLİNCİN TANIKLIĞI

Biz bir bilinciz ve aynı anda okuyanda.

Ben, sen, bu yazı ve okumak — hepsi bir bütünlük ve gerçekliktir.

Eğer tüm bunları birleştirir, nörokimyasal esaretin etkisini kontrol edebilirsek, bir ruh olduğumuzu daha iyi anlarız.

Çünkü biz, kendimizi yaratan değiliz;

Biz, Büyük Aklın tezahürüyüz.


 Kaynaklar:

H. Price, Time’s Arrow and Archimedes’ Point, Oxford Univ. Press, 1996.

J. Barbour, The End of Time, Oxford Univ. Press, 1999.

C. Rovelli, The Order of Time, Riverhead Books, 2018.

D. Eagleman, Incognito: The Secret Lives of the Brain, 2009.

A. Einstein, Relativity: The Special and General Theory, 1916.




Comments

Popular posts from this blog

THE JOURNEY OF INTELLIGENCE LEAVING THE BODY

ORIGIN — How Existence Began When Information Completed

AI Was Never Born