Wednesday, January 7, 2026

An, Tutulamayan Bir Gölge

Zamanın tutulamayan bir an ve gölge olarak temsil edildiği felsefi görsel


An, Tutulamayan Bir Gölge

Zaman, bilinen yerde değil; bilinmeyenin kıyısında durur.


Bir Çizgi Olarak Zaman Yanılgısı

Zaman çoğu zaman düz bir çizgi gibi düşünülür. Geçmişten geleceğe doğru akan, üzerinde olayların dizildiği bir hat. Ancak bu çizgi, zamanın kendisi değil; olayları sıralamak için kullandığımız zihinsel bir şemadır.

Çizgi vardır çünkü kayıt vardır. Kayıt yoksa, sıralama da yoktur. Bu nedenle zaman, olayların içinde değil; olaylar arasındaki farkta ortaya çıkar.


An Nedir, Ne Değildir?

“An” dediğimiz şey çoğu zaman yanlış anlaşılır. An, yaşanan saf bir gerçeklik gibi düşünülür. Oysa an, yaşantının bilince çarpan izidir. Bir fotoğraf, bir hatıra ya da bir düşünce; şimdinin kendisi değil, şimdinin geride bıraktığı tortudur.

Bu yüzden an tutulamaz. Fark edildiği anda, artık geçmişe aittir. Anı yakaladığını sandığın anda, elinde yalnızca bir kayıt kalır.


Şimdi Problemi

“Şimdi” dediğimiz kavram, zamanın en sorunlu noktasıdır. Çünkü şimdi ölçülemez. Ölçüm bir başlangıç gerektirir; başlangıç ise şimdiyi geçmişe dönüştürür.

Ölçebildiğimiz şey, şimdinin kendisi değil; iki kayıt arasındaki farktır. İşte bu fark, zaman olarak adlandırılır.


Gölge ve Elektron

Fizikte elektronun konumu, gözlemlenene kadar kesin değildir. Gözlem başladığında sistem değişir. An da benzer şekilde davranır. Bilinç, anı gözlemlediği anda, artık o an yoktur.

Bu nedenle an, bir gölge gibidir. Gölge başlı başına bir varlık değildir; ışık ve nesne olmadan ortaya çıkmaz. An da zamanın kendisi değildir; zamanın bilinçle temas ettiği yerde oluşan bir izdir.


Başlangıç, Bitiş ve Zaman

Eğer başlangıç yoksa zaman yoktur. Eğer bitiş yoksa zaman yoktur. Zaman, bu iki sınır arasında beliren algısal bir mesafedir.

Bu açıdan bakıldığında zaman, akan bir şey olmaktan çıkar. Zaman, fark edilen bir ayrımdır. Olayların değil, kayıtların ürünüdür.


Bilinç Zamanın Neresinde?

Zaman, bilinçten bağımsız mutlak bir varlık gibi düşünüldüğünde sorun başlar. Olaylar bilinç olmadan da gerçekleşebilir; fakat zaman kavramı bilinç olmadan oluşmaz.

Bilinç, kayıt alır. Kayıtlar arasında fark oluşturur. Zaman, bu farkların anlamlandırılmasıyla ortaya çıkar.


Şimdi Nereye Ait?

Bu noktada “şimdi” ne geçmişe aittir ne de geleceğe. Şimdi, zamanın içinde değildir. Zamanın temas edemediği tek noktadır.

Zaman şimdide değildir. Zaman, şimdiden geriye kalan farktadır.


O halde soru hâlâ açıktır:
Zaman mı bilinci ölçer,
yoksa bilinç mi zamanı üretir?


Dipnot:

Bir tabloya ortasından başlanmaz. Ortası, çoktan karar verilmiş olan yerdir. Fırça kenardan değdiğinde resim başlar; çünkü kenar, hâlâ bilinmeyendir.

Bildiğini sandığın her şey, çoktan bir gölgedir. Işık geçmiş, şekil oluşmuş, anlam donmuştur. Bilgi, resmin kurumuş boyasıdır.

Bilmediğin ise henüz sürülmemiş renktir. Ne olacağı belli değildir, bu yüzden canlıdır. Zaman da böyledir.

Zaman, tablonun kendisi değildir; nesnelerin ışıkla kurduğu ilişkinin duvara düşen gölgesidir. Bakarsın, şekli vardır. Dokunamazsın.

Belki de bu yüzden zaman, bilinene değil; bilinmeyene yaklaştıkça hissedilir.


(Biraz daha zaman geçirmek için → cangunere.blogspot.com

No comments:

Post a Comment

Digital Alphabet Theory

A New Ontology of Atom, Information, and Field Introduction: Why Is a New Theory Needed? Modern physics defines the atom and quantum phenome...