İNANCIN ACI TOKATI

 

Karanlık gökyüzü altında Don Kişot silueti ve rüzgar değirmenleriyle tasarlanmış dramatik İnancın Acı Tokadı kitap kapağı.

🌿

Belki de inanç, düşündüğümüz kadar akla ait değildir.

Belki her inanç, içinde biraz aşk taşır.

Çünkü insan yalnızca bir kişiye değil; bir hayale, bir söze, bir ihtimale, bir geleceğe de bağlanır.

Ve bağlandığı her şey, bir gün tokat yiyebilir.

Don Kişot’un tokadı bu yüzden yalnızca yüzüne değmedi.

O tokat, onun gördüğü dünyaya indi.

İnsan da hayatı boyunca böyle tokatlar yer.

Bazen aşktan.

Bazen dostluktan.

Bazen kendi inandığı şeylerden.

Ama en ağır olanı, insanın kendi kalbinin ikiye bölünmesidir.

Bir yanın hâlâ sever.

Bir yanın o sevgiden nefret eder.

Bir yanın unutmak ister.

Bir yanın unutursa kendinden bir parçanın öleceğini bilir.

İşte manevi tokat budur:

“Geçmesini istemekle, geçerse boş kalmaktan korkmak arasında sıkışmak.”

Bazen insan gece boyunca hiçbir şey söylemez.

Ama içinde, kimsenin duymadığı uzun bir isyan dolaşır.

Sessizlik dışarıdadır.

Çığlık içeridedir.

Ve bazen insan, o çığlığı kimse duymasın diye daha çok susar.

Çünkü bazı acılar anlatıldığında küçülmez; yalnızca yanlış anlaşılır.

İçte kalan şey, dışarıdaki sessizlikten daha gürültülüdür.

Bir bakarsın, biri gülüyordur ama gözlerinin arkasında yorgun bir inanç oturuyordur.

Belki de insanın en büyük yalnızlığı, terk edilmek değildir.

Asıl yalnızlık, sevdiğin şeyin sende bıraktığı anlamı kimseye anlatamamaktır.

Çünkü inanç, yalnızca umut değildir; aynı zamanda kaybetmeyi göze almaktır.

Aşka inanırsın, tokat yer.

Sadakate inanırsın, tokat yer.

İnsana inanırsın, tokat yer.

Ve bir gün fark edersin ki, insanın en büyük yorgunluğu yaşadıkları değil; inandıklarının kırılmasıdır.

Don Kişot’un yüzündeki tokat izi belki geçti.

Ama insanın inandığı şeyden aldığı darbe, teninde değil; ruhunda kalır.

Ve bazı izlerin sesi yoktur.

Ama ömür boyunca susmazlar.

Bazen yıllar geçer.🌱

İnsan başka insanlarla konuşur, başka sokaklardan geçer, başka hayatlar yaşar.

Ama içinde, kapanmamış bir cümlenin gölgesi yürümeye devam eder.

Çünkü bazı sevgiler bitmez; sadece konuşmayı bırakır.

Ve bazen insan, en çok unuttuğunu sandığı anda yeniden kırılır.

Bir şarkıda.

Bir kokuda.

Bir bakışta.

Bir gecenin ortasında ansızın gelen o tanıdık boşlukta.

İşte o an anlarsın:

Acı, geçmemiştir.

Sadece derine çekilmiştir.

Ve ne kadar kırılmış olursa olsun, insanın içinde küçücük bir zerre kalır.

Tamamen sönmemiş, tamamen vazgeçmemiş bir şey…

Belki umut değil.

Belki aşk da değil.

Sadece hâlâ hissedebildiğini hatırlatan sessiz bir kalıntı.

Don Kişot’un tokadı da buydu.

Benim tokadım da buydu.

Belki senin de.

Ve insan bazen şunu düşünür:

Bir hayalin yanlış çıkması mı daha acı,

yoksa onu korurken yavaş yavaş yalnızlaşmak mı?

Cevabını kimse yüksek sesle vermez.

Çünkü bazı soruların cevabı ağızda değil, gözlerde yaşar.

Ve bazı insanlar, hayatları boyunca o cevabı yalnızca içlerinden fısıldar.🍀

E.G.


Comments

Popular posts from this blog

THE BLİND SPOT OF COLLECTIVE INTELLIGENCE

SUSKUNLUK